adnan oktar  

başlık içinde ara

  >>

  1. adnan oktar, müstear adıyla harun yahya, hayatını allah ın varlığını, birliğini insanlara anlatmaya, kuran ahlakını yaymaya, materyalist ve ateist ideolojileri fikren mağlup etmeye, devlet in bekasını ve milletin bütünlüğünü savunmaya adamış dünya çapında tanınan bir fikir adamıdır. Üniversite yıllarından başlayarak, hayatının her döneminde, bu kutlu amaca hizmet vermiş ve hiçbir zaman zorluklar karşısında yılmamıştır.
    seyyid olan adnan oktar ın aile büyükleri hülagü fitnesi sırasında kafkasya ya göç etmiş, daha sonra osmanlı-rus savaşları ve rus-kafkas savaşları esnasında osmanlı ya sığınıp, ankara bala ya yerleşmişlerdir. adnan oktar ın dedesi Ömer bey in dedesi beslen arslan kasayev in kökeni nogay hanlığı na dayanmaktadır. beslen arslan kasayev in ailesi arslanoğulları olarak da tanınmaktadır. arslanoğulları, 1827 yılında kafkas valiliği için hazırlanan bir belgede adı geçen 21 seyyid ailesinden biridir.

    1956 yılında ankara da doğdu ve lise eğitiminin sonuna kadar ankara da yaşadı. İslam ahlakına olan bağlılığı lise yılları boyunca çok güçlendi. bu dönemde büyük İslam alimlerinin hemen tüm eserlerini okuyarak, İslam hakkında derin bilgi edindi. yine bu yıllarda, İslam ahlakını tüm insanlara anlatmaya ve onları doğruya ve güzele davet etmeye karar verdi.

    1979 yılında, üçüncülükle girdiği mimar sinan Üniversitesi nde eğitimine devam etmek üzere İstanbul a taşındı. sanatı, allah ın üstün yaratışının bir tecellisi olarak gören oktar, resim yapma konusunda çocukluğundan beri çok yetenekliydi.

    adnan oktar mimar sinan Üniversitesi ne girdiği dönemde üniversite, çeşitli illegal marksist-komünist organizasyonların etkisi altındaydı. hem akademisyenler hem fakülte görevlileri hem de öğrenciler arasında saldırgan ateist ve materyalist akımlar hakimdi. hatta, öğretim üyelerinin bir kısmı, derslerinde konuyla bağlantısız olmasına rağmen hemen her fırsatta materyalist felsefe ve darwinizm in propagandasını yapıyorlardı. adnan oktar, dini ve ahlaki değerlerin saygı görmediği ve neredeyse bütünüyle reddedildiği, materyalist görüşün kontrolündeki bu ortamda, çevresindeki insanlara darwinizm in geçersizliğini, allah ın varlığını ve birliğini anlatmaya başladı. Üniversitenin bitişiğindeki molla camii nde açıkça namaz kılan tek kişiydi.

    bu dönemde gecede sadece birkaç saat uyuyor, zamanını okuyarak, notlar alarak ve dosyalar tutarak geçiriyordu. İçinde marksizm, leninizm, maoizm, komünizm ve materyalist felsefe konulu temel kitapların da yer aldığı yüzlerce eser okumuş ve hem klasik hem de nadiren okunan kitaplar üzerinde detaylı çalışmalar yapmıştır. ayrıca, bu ideolojilerin sözde bilimsel temelini oluşturan evrim teorisi üzerine geniş çaplı araştırmalar yapmış, bu bilim dışı teorinin açmazlarını gözler önüne seren bilgi ve belgeler toplamıştır. allah ın inkar edilmesine dayalı olan bu batıl felsefe ve ideolojilerde yer alan çıkmazlar, çelişkiler ve aldatmacalar konusunda çok detaylı bilgi derleyen oktar, bu bilgi birikimiyle insanları gerçeğe ve doğruya davet etmiştir. Üniversitedeki öğrenciler ve öğretim üyeleri de dahil olmak üzere herkese allah ın varlığını, birliğini ve kuran ahlakını anlatmıştır. okul kafeteryasında, koridorlarda ya da ders aralarındaki sohbetlerde, materyalizmin ve darwinizm in aldatmacalarını, bu ideolojilerin kaynak kitaplarından direkt alıntılar yaparak açıklamıştır. adnan oktar ın bu kültürel çalışmaları büyük etki oluşturmuş, bazı öğretim görevlileri de dahil olmak üzere, çok sayıda kişinin ideolojik yapısında ve inançlarında olumlu değişiklik olmuştur.

    adnan oktar, özellikle materyalizm ve ateizmin dayanak noktası olan evrim teorisinin çökertilmesi konusuna özel önem vermiştir. zira, sayın oktar darwinizm in ilk ortaya çıktığı tarihten itibaren, ateist ve materyalist akımlar tarafından sahiplenildiğini görmüştür. günümüzde de halen aynı çevreler tarafından ideolojik kaygılarla savunulduğunun ve ayakta tutulmaya çalışıldığının farkında olan adnan oktar, darwinizm in çökertilmesinin, söz konusu akımlar için büyük bir yenilgi anlamına geleceğini düşünmektedir.

    (huseyin 16/08/2009 09:36)
  2. eğer adnan oktar neden bu kadar darwinizm ile uğraşıyor diye düşünüyorsanız :

    --alinti--

    oktar, sözde bilim adına ortaya çıkan darwinizm in gerçek yüzünü ortaya koymanın en etkili yolunun yine bilimin kendisi olduğunu düşünüyordu. bu anlayışla, geniş çaplı araştırma ve çalışmalarının bir özeti olan evrim teorisi isimli bir kitapçık çıkardı. bu kitapçığın tüm masraflarını ailesinden kalan gayri menkulleri satarak kendisi karşıladı. ardından, bu kitapçığı üniversite öğrencilerine bedava olarak dağıtmaya başladı. bu kitapçık, evrim teorisinin hiçbir bilimsel değeri olmadığını ve bir aldatmacadan ibaret olduğunu gösteren kapsamlı bir çalışmaydı. bu çalışmayı okuyan ve adnan oktar la konuşan birçok kişi evrim teorisinin bilimsel bir geçerliliği olmadığını açıkça anlıyordu. sonuç olarak, hiçbir canlının tesadüfler sonucu var olamayacağı, kainatı ve içindeki tüm canlıları yüce allah ın yarattığı bilimsel, açık ve anlaşılır bir üslupla ispat ediliyordu. yine de, materyalist düşünceye körü körüne bağlı bazı öğrenciler -gerçeği net olarak görmelerine rağmen- inkardaki kararlılıklarını açıkça ifade ediyorlardı.
    dahası üniversitedeki bazı militan öğrenciler, faaliyetlerini durdurmadığı takdirde hayatını riske atacağını söyleyerek sayın oktar ı açıkça tehdit ediyorlardı. tüm bu baskı ve tehditler, sayın oktar ın allah a olan bağlılığını ve kararlığını daha da artırdı. materyalist ve ateist çevrelerin sert reaksiyonları ve endişeleri sayın adnan oktar ın doğru yolda olduğunun en önemli delillerinden biriydi.
    terörün hüküm sürdüğü, ateist ve materyalist akımların hakimiyeti altındaki bir üniversitede dindar bir insanın istediği şekilde fikrini anlatması ve inançlarını savunması şüphesiz son derece zordu. o yıllarda türkiye de pek çok genç insan, ideolojik gerilimler yüzünden acımasızca katledilmekteydi. bu şartlar altında sayın adnan oktar, allah ın varlığını, birliğini ve kuran ın doğruluğunu açıkça tebliğ ediyordu. hiç kimsenin inançlarını açıklamaya dahi cesaret edemediği bir okulda, karşılaştığı tepkiler ve tehditlerden asla yılmadan, düzenli olarak molla camii ne giderek namaz kılmaya devam ediyordu.



    --alinti--

    (huseyin 16/08/2009 09:37)
  3. Çevresindeki gençler nasıl bir araya geldiler diye düşünüyorsanız:

    --alinti--

    adnan oktar mimar sinan Üniversitesi'nde İslam ahlakını anlatmaya başladığında yalnızdı. Üç yıldan fazla bir süre görüşlerini destekleyen kimse olmadı. ancak bu durum onun kararlılığını değiştirmedi. tek dostunun allah olduğunu biliyor ve tüm bunları sadece allah'ın rızasını kazanmak için yapıyordu.
    tüm zamanını, enerjisini ve imkanlarını sadece tek bir amaca vakfetti: allah'ın rızasını, rahmetini ve cennetini kazanabilmek ve din ahlakını tüm insanlığa anlatmak.
    1982 yılında, ilk kez, yine mimar sinan Üniversitesi'nde okuyan birkaç genç, sayın adnan oktar'ı fikri mücadelesinde onun yanında yer almaya karar verdiler. aradan aylar, yıllar geçtikçe, bu fikirleri benimseyen gençlerin sayısı arttı. bu dönemde ve bundan sonraki hayatı boyunca da adnan oktar pek çok insanın iman etmesine ve din ahlakına uygun yaşamasına vesile oldu.

    --alinti--


    (huseyin 16/08/2009 09:38)
  4. akıl hastanesine neden girdi, nedir bu raporun aslı astarı diye merak ediyorsanız :

    adnan oktar ın darwinizm, materyalizm ve ateizm aleyhine yürüttüğü fikri çalışmalar bir süre sonra daha geniş çevrelerden de tepki almaya başladı. ilk komplo sayın oktar ın milliyetçi ve mukaddesatçı çalışmalarından rahatsız olan bazı çevrelerin etkisiyle, aleyhinde büyük bir komplo kuruldu. bu komplo, sayın adnan oktar ın büyük yankılar uyandıran yahudilik ve masonluk adlı eserini yazıp yayınladığı günlere denk gelmektedir.

    1986 nın yazında sayın adnan oktar, "türk kavmindenim, İslam milletindenim" sözlerinden ötürü hiçbir haklı hukuki gerekçe olmadan tutuklandı. bu ifade bulvar gazetesinde nazlı ılıcak ile yapılan bir bir röportajda yer almıştı. aynı dönemde çeşitli yayın organlarında, yukarıda ifade edilen çevrelerin etkisiyle, birtakım yalan haberler, mesnetsiz bilgiler ve iftiralar yer almaya başladı.

    sayın adnan oktar önce tutuklandı ve cezaevine kondu. 9 ay boyunca tekli hücrelerde tecrit edilerek tutuldu. daha sonra adli tıp'ta 40 gün ayağından yatağa zincirlenerek geçirdi. sonra bakırköy akıl hastanesi ne nakledildi ve akıl sağlığı yerinde olmadığı iddiasıyla müşahade altına alındı. hastanede, en tehlikeli hastaların bulunduğu "14a" koğuşunda tutuldu. 300 akıl hastasının olduğu 14a koğuşu, abdülhamit döneminden kalma taş bir binanın içerisindeydi ve bu koğuşa birkaç kilitli demir kapıdan geçilerek gidiliyordu. İçerisi oldukça bakımsız, izbe ve pisti. bu ağır hastaların arasında cinayet çok sıradan bir olay olarak görülüyordu. sayın oktar ın burada bulunduğu süre içerisinde, 7 cinayet işlendi.

    Üstelik böyle bir şuur bulandıran ilaçlar kendisine zorla verildi. kendisini ziyaret etme ve görme imkanı bulanlar, sayın oktar ın bu dönemde de kararlılığını ve şevkini hiç kaybetmediğine şahit oldular. onları İslam ahlakına davet edeceği düşünülerek, doktora öğrencilerini, hemşireleri ve hatta doktorları bile görmesine izin verilmiyordu. bir süre sonra yakınları ve arkadaşlarıyla da görüşmesi yasaklandı. hatta, telefon görüşmesi bile yapmasına müsaade edilmiyordu. İlmi faaliyetlerini durdurmadığı takdirde hayatı boyunca hastanede kalacağına dair tehdit edildi. bazı kesimlerden yahudilik ve masonluk kitabını basmaktan vazgeçmesi için yoğun baskılar gelmeye başladı. eğer kitabı basmaktan vazgeçerse, hemen hastaneden çıkabileceği, yaşamının bundan sonrasını refah içinde geçirebileceği gibi teklifler geldi. kitabın tüm dosyalarını vermesi karşılığında, büyük maddi imkanlar teklif edildi. ancak, kendisi tüm bu teklifleri geri çevirdi, baskı ve tehditlerden yılmadı. tam tersine bu yaşadıkları, onun kararlılığını daha da arttırdı.


    o dönem akıl hastanesinin şartlarını merak ediyorsanız
    (www.psikolojiksavasyontemleri.com

    oktar hapishanede ve akıl hastanesinde toplam 19 ay tutuldu ve sonra savcılığın, "ifadelerinde suç unsuru bulunmadığını" belirtmesiyle beraat etti ve mahkemece serbest bırakıldı.

sayın adnan oktar'a gülhane askeri tıp akademisi tarafından verilen akıl sağlığının yerinde olduğunu belirten "saĞlam" raporu ise basında hiçbir yerde duyurulmadı. sayın adnan oktar 20 yıl akıl hastası olarak kamuoyuna tanıtıldıktan sonra akıl sağlığının yerinde olduğu askeri hastane raporuyla açıklandı.

    eğer o raporun orijinalini görmek istiyorsanız

    (www.psikolojiksavasyontemleri.com

    sayın oktar ın darwinizm in nasıl büyük bir aldatmaca olduğunu gösteren çalışmaları bu dönemde de sürdü. 1986 da darwinizm in iç yüzüyle ilgili tüm değerli araştırmalarını canlılar ve evrim kitabında topladı. bu kitap bilimsel kaynakların ışığında evrim teorisinin açmazını gösteren bir kaynak eser olarak yıllarca tek referans olarak kullanıldı.


    (huseyin 16/08/2009 09:40)
  5. yıllardır gündemde tutulan kokain komplosu hakkında bilgi edinmek istiyorsanız eğer:

    1991 in ortalarında yaptığı kültürel çalışmalardan rahatsız olan birtakım çevrelerin etkisiyle, sayın adnan oktar yeni bir komployla karşı karşıya kaldı. bu dönemde kendisi, masonluk tarihi ve dünya masonluğunun örgütlenmesiyle ilgili son derece önemli bir kitap çalışması yapıyordu. adnan oktar ın annesiyle birlikte yaşadığı ortaköy deki evine gelerek arama yapan polisler, yaklaşık iki bin kitaptan oluşan kütüphanede, ellerini attıkları ilk kitabın içinde bir paket kokain buldular.

    o günlerde İzmir de birkaç arkadaşıyla birlikte olan sayın adnan oktar gerçekdışı bir bahane ile gözaltına alındı ve İstanbul emniyet müdürlüğü ne nakledildi. 72 saat sonunda kokain testi için adli tıp kurumu na gönderildi. sonuçlar gerçekten oldukça ilginçti! sayın adnan oktar ın kanında kokainin bir yan ürününün çok yüksek miktarlarda bulunduğu açıklandı.

    ancak daha sonra ortaya konulan delillerin tümü, bu iftiranın sadece bir komplo olduğunu kanıtladı. Öncelikle sayın adnan oktar ın evinde bulunduğu iddia edilen kokainin komplonun bir parçası olduğu ortaya çıktı. bu komplodan kısa bir süre önce sayın adnan oktar kendisine karşı gizli bir planın kurulmaya başlandığını hissetmiş ve ortaköy deki evinden ayrılmıştı. sonra annesini arayıp kendisine karşı bir komplo kurulmasının muhtemel olduğunu söylemiş ve annesinden şahit olmaları için birkaç kişiyle birlikte evi temizleyip kontrol etmesini istemişti. bunun üzerine sayın adnan oktar ın annesi mediha oktar komşularından birini ve kapıcılarını çağırmış ve hep beraber evi iyice temizleyip kitaplıktaki kitapların teker teker tozunu almışlardı. sayın adnan oktar ın bu temizlikten sonra eve hiç gitmediği gerçeğine rağmen, 16 polis memuru eve operasyon düzenlemiş ve eve girer girmez 2-3 dakika içerisinde iki bine yakın kitabın arasında ellerine aldıkları neredeyse ilk kitabın içinde "bir paket kokain" bulmuştu. mediha hanım ın komşusu ve kapıcısı, olaydan sonra "adnan oktar ın kütüphanesini hep beraber detaylıca temizledik, orada böyle bir paket yoktu" diye noter tasdikli bir ifade vermişlerdir.

    kokain komplosunun ikinci aşaması, yani sayın adnan oktar ın kanında çıkartılan kokain yan maddesi konusu da, bilimsel ve adli delillerle çürütülmüştür. adnan oktar emniyette 72 saat kalmış, tahlil bundan sonra yapılmıştı. ancak kokainin kandaki yan maddesine bakılarak, kaç saat önce ne kadar kokain alınmış olduğu bilimsel olarak hesaplanabilmektedir. sayın adnan oktar ın kanında çıkartılan kokain dozu ise, 72 saat önceden alınmış olsa, sayın adnan oktar ın ölümüne neden olacak kadar yüksek bir dozdu. bu durum, kokainin sayın adnan oktar ın vücuduna, gözaltında bulunduğu sırada girdiğini gösteriyordu. yani kokain, sayın adnan oktar a gözaltındayken, yemeğine karıştırılmak suretiyle verilmişti.

    bu gerçek, aralarında scotland yard ın da bulunduğu 30 a yakın uluslararası adli tıp kurumu tarafından teyit edildi. hepsinin de, incelemeleri için kendilerine gönderilen dosya hakkındaki ortak cevabı şöyleydi: kokain adnan oktar a göz altındayken yemeğine karıştırılarak verilmiştir. olay komplodur.

    daha sonra türk adli tıp kurumu da kokainin gözaltında yemeğine karıştırılmak suretiyle verildiğini teyid etti ve sayın adnan oktar mahkemede beraat ederek aklandı.

    ancak kokain olayı çok önemli bir hususu gösteriyordu: adnan oktar a husumet besleyen ve her türlü kirli yöntemi devreye sokarak onu yolundan döndürmeyi amaçlayan bazı karanlık odaklar vardır. sayın adnan oktar ı daha önce akıl hastanesi, hapis ve baskıyla yıldırmaya çalışan söz konusu güç odakları, bu kez böyle bir komploya başvurmayı tercih etmişlerdi.

    bu konuyla ilgili mahkeme belgelerini ve dünyanın en büyük 30 adli tıp kurumundan alınan raporları görmek istiyorsanız:

    (www.psikolojiksavasyontemleri.com



    (huseyin 16/08/2009 09:42)
  6. siz de basında çıkan haberlere inanıyor, ve bu değirmenin suyu nereden geliyor diye düşünüyorsanız eğer:



    --alinti--

    2000 senesinden beri devam eden bav davasında sayın adnan oktar dahil olmak üzere tüm yargılananlar hakkında maliye bakanlığına bağlı mali suçları araştırma komisyonu (masak) detaylı araştırma yapmıştır. tüm yargılananların iş yerleri, banka hesapları, muhasebe kayıtları tek tek incelenmiştir. masak'ın verdiği 3 ayri resmİ raporla iftirası, devletİn resmİ raporlari İle kesİn bİr Şekİlde ÇÜrÜtÜlmÜŞtÜr. (aşağıdaki 27 temmuz 2000 tarih ve gkr.2000.22.173/müt-2 sayılı masak raporu, 21 aralık 2000 tarih ve gkr.2000-22/11 sayılı masak raporu ve 16 temmuz 2001 tarih ve gkr.2001-22-173/ müt-1 sayılı masak raporları.)

    ortada haksiz bİr kazanÇ yoktur. sayın adnan oktar ve bav üyeleri allah'tan korkan, yetimin hakkını gözeten, helal kazanÇ sahİbİ kİŞİlerdİr. henüz bav davası başladığı dönemde bu iddiaların birer iftira olduğu mahkeme'ye sunulan resmİ raporlarla ortaya çıktığı halde, sayın adnan oktar'a karşı yürütülen psikolojik savaşın bir gereği olarak, bu taraflı haberler hiçbir somut delile dayanmadan gazetelerde, televizyonlarda ve internet sitelerinde yayınlanmaya devam etmektedir. ancak sayın adnan oktar'ın eserlerini büyük bir beğeni ile okuyan on binlerce insan, bu iftiralara itibar etmemektedirler. sayın adnan oktar yürüttüğü değerli faaliyetlerini maddi hiçbir karşılık beklemeden, allah'ın rızasını kazanmak, vatan ve millet sevgisi için yapmaktadır. takdir edileceği gibi bir insanın hiç bir maddi karşılık beklemeden böylesine etkili bir faaliyet içinde olması söz konusu iddiaların birer iftira olduğunu belgelemektedir.

    --alinti--


    ilgili masak raporlarını kendi gözlerinizle görmek istiyorsanız:

    (www.hurriyetgazetesinecevap.com
    (huseyin 16/08/2009 09:52)
  7. gözümde ehl-i sünnet itikadine sahip iyi niyetli hayırsever bir kimse.

    tek yaptığı tarihteki tüm müslüman devlet yöneticileri gibi maximum bilime önem vermek. allah'ın nimet ve hikmetlerini müslümanların da faydasına kullanılmasına yardımcı olmak.
    çok büyük bir fıkıh alimi falan değildir. zaten böyle bir iddiası da yoktur. ama islama hizmetleri geçmiştir ve allah ömür verirse daha geçecektir de.
    (kalel 16/08/2009 12:22)
  8. önceki haftaki sansürsüz programında yiğit bulut un kendisine yönelttiği beklemediği bir soruya gülerek seni seniii diye ilginç bir tepki veren "dini cemaat lideri, araştırmacı, yazar, bav kurucusu". *
    (furkan 16/08/2009 14:36)
  9. yaptığı güzel işler ortada olmakla birlikte tuncay güney'in kafa karıştıran iddiaları zihinleri bulandırmaktadır.

    www.haberturk.com
    (zehir gibi 16/08/2009 16:12)
  10. yıllarca siyonizm, yahudilik,masonluk, ateizm, materyalizm gibi konularla ilgili onlarca kalem almış, bu uğurda hapislerde, akıl hastanelerinde kalmış, türlü zorluklarla karşılaşmış. ülkemizde ateist siyonizme karşı en güçlü fikri mücadeleyi yıllardır yürütmüş olan bir insana atılan böyle bir iftira ancak gülünerek geçilebilir. üzerinde konuşmaya dahi gerek yoktur.
    (huseyin 16/08/2009 16:23)
  11. 100 tane hadisin mehdiliğine delil olduğu iddia edilen lakin 1 hadisin bile onu işaret etmediği; tevbe etmezse allah ın gazabından kaçamayacak şahıs.. taraftarı çok değildir lakin etkindirler. evrim teorisine reddiye mahiyetinde müstear isimle bastırdığı kitaplar ahalinin memnuniyetine mazhar olmakla gelinen noktada, bu itibarı kullanarak milleti saf yerine koymaktadır. insan kaynaklı din olmayacağı, allah kaynaklı bir din olduğundan hareketle 1000 sene ibadette kusur etmese de helal e haram diyenin haram a helal diyenin dinden çıkacağı sabittir. ulema-yı müslimînden bir tek doğru düzgün referansı yoktur.. aleyhinde sözü uzatmak beyhude nefes tüketmektir. "kızım sana söylüyorum gelinim sen anla" şeklinde mehdilik iddiası ortadadır. akıl ve iman sahipleri göreceklerdir elbet. göz kapakları kapalıyken göz sağlamsa da görmez. vesselâm.
    (adlin.katledildigi.yerden 23/08/2009 05:37)
  12. (bkz: harun yahya)
    (there are messages from god 26/08/2009 00:19)
  13. #12529
    (kyuubi no kitsune 26/08/2009 14:48)
  14. kitap isimlerinde efendimize verilen isimlere dikkat eden mehdilik konusunda fikir edinebilir küçük bir karşılaştırma

    adnan oktar (harun yahya) - hz.muhammed

    fethullah gülen hocaefendi - sonsuz nur, İnsanlığın İftihar tablosu

    adnan oktar ve saire, hocaefendinin sadece edebi anlamda sağ yanında bil gezemezler

    risale'i nur'u gereksiz göre şeyh nazım kıbrisi tarafından ''icazet'' alan adnan oktar risale-i nur'u Üstad-ı azam hz.lerini referans gösteriyor?

    kimi kandırdığını zannediyor acaba adnan oktar?
    (inkapaci 26/08/2009 15:23)
  15. konu mehdilik olunca, ürkek bir ceylan gibidir.
    www.youtube.com

    "siz mehdi misiniz?"
    (bkz: maşallah maşallah)
    (fear of the shark 25/09/2009 09:38)
  16. inci sözlük tarafından fena halde işletilmiş bir inci.*

    (bkz: şükelaül inci ne lan)*

    www.metacafe.com
    (luppiye 06/02/2010 23:32)
  17. son günlerde risale-i nur nüshalarında mehdiye (yani ona göre kendisine) işaret eden yerlerin çıkarıldığına dair iddialarda bulunmaktadır.
    bu ve benzeri ithamlara cevap niteliğinde yazı;
    www.sorularlarisale.com
    (ahmedyolcu 03/05/2010 09:27)
  18. kendince bir mehdi icat ve tarif etmiş şahıs.
    Öyle ki anlatır anlatır , kuzu kuzu dinletir , son noktaya getirip bırakır ve size ''aaa sen mehdisin!'' dedirtir kendisi için..

    şimdi ismini zikredersem sözlüğün karışacak olmasına sebebiyet verecek bir zât-ı zarzevat ile benzer bir egoizm örneği teşkil ettiği söylenebilir. * * *
    (mese odunu 03/05/2010 15:33)
  19. (bkz: adnan oktar ile gece sohbetleri)
    (maktul 12/08/2010 23:28)
  20. evrim teorisinin yanlış olduğunu kanıtlamak için çaba sarfeden,bilimsellikle uzaktan yakında alakası olmayan kişi.

    evrim gerçeğini kabul etmekle kafir olunmuyor azizim.
    (buzlanma 19/08/2010 17:48)
  21. sayın oktarı özellikle evrim safsatası ve hilkat hakikati üzerine yaptığı çalışmalarından dolayı kutlarım. ancak:
    1- cüppeli ahmet hoca gibi bazı kişilerin gıyabından konuşması, hatta bunu tv karşısında yapması kendisine yakışmıyor.

    2- faruk beşer hocaya üstelik canlı yayında " şaşar beşer" diyerek lakap takması da hiç hoş değil.. malum hucurat suresinde birbirinize kötü lakap takmayın emri var..

    3- genç kızlara hitap tarzı da çok laubali ve utandırıcı..

    4- gerek fiziksel özelliklerini, gerekse yeteneklerini nazara verip "ben kendime objektif olarak bakıyorum, sonuç mükemmel inşallah" demesi biraz "ego şişmesi" olarak algılanabilir..

    5- sürekli mehdilik üzerine vurgu yapıp , sanki kendisini ima ediyormuş gibi yapması da hoş değil, zira mehdi mehdiyetini ifşa etmez. bu şekilde egosunu ön plana çıkarması paranoid bir takım takıntıları olduğu izlenimini vermektedir.
    (alparslan kocakurt 26/08/2010 15:28 ~ 26/08/2010 18:56)
  22. (bkz: bu adamda bi iş var ama )
    (tuba yildiz 26/08/2010 16:08)
  23. bazı ilginçlikleri görmezden gelmek, faydalı çalışmalarına bakıp hüsnü zann etmek lazım...
    (paraklitos 09/09/2010 19:24)
  24. benim hep karıştırdığım insanlar bunlar ya. adnan oktar, oktar babuna.
    bide doğa rutkay ın soyadı neden babasının ismi bunu da çok merak ederim.

    (bkz: ben deli değilim)*
    (sut dokmus kedi 09/09/2010 19:28)
  25. Papayı öldüren M. Ali Ağca'nın kendini "peygamber" ilan etmesi, saçma sapan konuşmalarda bulunması; Adnan Hoca denilen zatın hapse girip çıktıktan sonra bütün tavır ve hareketlerinin değişip tuhaflaşması dikkati çekmektedir. Kalabalıkları coşturan iyi bir vaiz ve hatip olan Şevki Yılmaz'ın ve Salih Mirzabeyoğlu'nun dengesiz tavır ve konuşmaları cezaevinde, tutukluluk dönemlerinde beyin kontrol yöntemleriyle etkilenmelerine bağlanabilir diye düşünüyorum.

    www.aktifhaber.com
    (alparslan kocakurt 28/09/2010 15:07)

>>


mürteci sözlük © 2009 |

Mürteci Sözlük hiçbir resmi veya gayri resmi kişi ve/veya kurumla bağlantılı olmayan, kullanıcılarının katılımıyla işleyen bağımsız bir platformdur. Mürteci Sözlük'te yer alan yazıların tüm sorumluluğu yazarlarına aittir. Sözlük öndenetim mekanizmasına sahip olmadığından, bu yazıların doğru olduğu hakkında bir teminat vermez. Bu ortamda yol açabileceği hukuki mahzurlar başta olmak üzere olumsuz bir durumla karşılaştığınızı düşünüyorsanız lütfen iletişim bölümünden Mürteci Sözlük Ekibi ile bağlantıya geçiniz.